Aliekber Pektaş – Basın özgür olmazsa…
Sevgili okuyucular
Bir ülkede basın özgür olmazsa, basın sürekli olarak, devletin, iktidarın baskısı altında olursa, kamuya yönelik olarak görevlerini yerine getiremez. Sürekli olarak, sansür, oto sansür basının kamuyu doğru bilgilendirme görevlerini ifşa edemez. Görsel ve yazılı basın üstüne düşen görevleri yeterince yerine getiremeyince, kamu sağlıklı bir bilgi donanımına sahip olamaz.
Basın özgürlüğü, bir ülkede uygulanmakta olan demokrasinin olmazsa, olmazlarındandır. Bir ülkede basın özgür değilse, O’ ülkede yaşayan halklar ve insanlarda özgür değildir. Demokrasi içi boşaltılmış kof bir yönetin haline getirilmiş, ne olduğu tarif edilemeyen bir diktatör yadır. Tamamını Okuyun…
Devlet Adına Özür Diliyorum: Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN…
Kılıçtaroğlu Özür Dilemedi – 2011
Devlet Adına Başbakan Özür diledi, Nazi katliamı için Almanya Federal Meclisi ve Başbakanı Merkel özür diledi; fakat Dersim’li, Alevi ve solcu olduğunu söyleyen CHP Genel Başkanı Kılıçtaroğlu “özür dilemedi.”
Bu satırları görünce; Aleviyiz, solcuyuz ve sapına kadarda : CHP’liyiz derseniz, o zaman size, “ay sevsinler senin Aleviliğini ve solculuğunu,” demezler mi?
* * *
Seyit Rıza (Seyid Rıza ya da Pir Sey Rıza) (d. 1863, Lirtik köyü, Ovacık, Tunceli- ö. 18 Kasım 1937, Elazığ), Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde Dersim İsyanı’nın liderlerinden olduğu ileri sürülerek idam edilen Alevi-Zaza aşiret lideri. Dersimlilerin ve Alevilerin piri olarak bilinir. 1863′te Dersim’in, Ovacık ilçesine bağlı Lirtik köyünde Şeyh Hesenan (Şixhesenu) aşiretinin Yukarı Abbasan kolundan Seyit İbrahim’in çocuğu olarak doğmuştur.
Dersim 1937 olaylarındaki kanlı çatışmalardan sonra barış görüşmeleri yapmak üzere Erzincan’a çağrılmıştır, ancak bu görüşmeye giderken yolda 5 Eylül 1937′de (72 İsyancı ile birlikte) tutuklanmıştır. 5-13 Eylül 1937′de Elazığ’a (dönemin söylemi ile Elaziz) götürülüp askeri mahkemede yargılanarak, 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilmiştir.
Seyit Rıza’nın idamı İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarından şöyle aktarılmıştır:[1]
“ Seyit Rıza, sehpaları görünce durumu anladı. “Asacaksınız” dedi ve bana döndü: “Sen Ankara’dan beni asmak için mi geldin?” Bakıştık. İlk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyordum. Bana güldü. Savcı, namaz kılıp kılmayacağını sordu. İstemedi. Son sözünü sorduk. “Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz” dedi… Seyit Rıza’yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti. “Evlâdı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir” dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi… Seyit Rıza asılırken ileride oğlunun da sesi geliyordu: “Kulun kölen olam. Sığırtmacın olam. Gençliğime acıyın, öldürmeyin beni!”
…Genelkurmay belgelerinde ‘fare gibi zehirlenenler’
* * *
CHP’de ne işi var?
Peki, Dersimli niye CHP’li oldu
yildirayo@yahoo.com
24.11.2011
Herkes, nasıl olup da Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu, nasıl olup da Dersim katliamı dediği için Başbakan’a “Ermeni diasporası ağzıyla konuşuyor” demesine şaşıyor. Aslında sorulması gereken daha temel bir soru var: Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’de ne işi var?
Hello world!
Welcome to WordPress. This is your first post. Edit or delete it, then start blogging!





