Archive | Ocak 2012

Duyuru / Fethiye’nin Dünyaya Açılan Penceresi

Dün Maccik Mehmet rahatsızlandı acilen hastahaneye götürüldü. Hüseyin Kutlu, rahatsızlandı acilen hastahaneye götürüldü. Hüseyin2in şeker sinirlerini etkilemiş, koşarak mahalledeki evlerin kapılarını çalıp ağlamaklı bir sesle “helallik” aldı. “Ben gecede rüyamda gördüm, bana şimdide bir şeyler oluyor, öleceğim,” diyor. Ruhsal dengesi bozulmuştu.

***

Yoğun kar yağışları sürmekte ve hala da yağacağa benzemekte.

***

Sitemize abone olun. Yeni bir haber eklediğimizde otomatik olarak mail olarak size gelsin. 10 kadar kişiye denem maksatlı FeddBurner Fethiyenin Dünyaya Açılan Penceresi başlıklı, abonelik linki gönderdim. Bu mailleri açıp doğrulama linkine tıklayıp kapatınız. Bundan sonra bu kişilere haberlerimiz otomatik olarak gelecektir.

Dileyen “Sitemize Abonelik Linki’ni” tıklayarak bu işlemi gerçekleştirebilir.

 ***

Arkadaşımız Doğan Olgun’un yanında bahsedince, Ali AKSÜT’ün hazırladığı (Yayınlanmış) kitabın son halinin kendisinde olduğunu ve bana yollayabileceğini söylemişti. Bu kitap’ın son halini bana yolladı.

Ben bunu “Beldemiz “ linkine taslak olara ekledim. “Beldemiz” sayfamızı mausun sağ tıklamasına ve Ctr + C ‘ye kapattıktan sonra kolayca kopyalanmasın diye yayınlayacağım.

Doğan Olgun’a teşekkür ederim.

Bazen açılmayan resimler bilgisayarınızdaki Flash Player’in olmamasından yada olup ta ilgili sitedeki görüntüyü bloke modunda olmasından kaynaklanır. Bilgisayarınızdan kaynaklanmakta ise bloke modundan izin moduna  geçmelisiniz.

Bilgisayarınızda sorun yok; yinede resim yada video açılmıyorsa bana mail gönderin yada telefon ederseniz  (bizden kaynaklanıyorsa) gereğini yaparız.

 ***

Hüseyin benimde arkadaşımdır. Hikayeyi de anlatan babası. Hüseyin’den bahsedende esprili kişiliğini genellikle ön plana çıkarır.

Abuseyif amca(İlhan) on beş dakikalık kadar esprili konulardan bahsetti. Bizde bunu belgeledik.

***

 Yusuf Ağkılınç “bize sormadan sığaraya nasıl zam yaparsınız dedi mi,” Güllü bacı sorulduğunda “Valla oğlum, o homat adamı, gör nerededir” dedimi, demedi vb. konularda Yusuf amcanın açıklamalarını kendi ağzından yayınlayacağız.

Köyümüze İsmet paşa geldiğinde, “benden bir isteğiniz var mı diye sorduğunda; İsmet paşa ile konuşması için kimi çağırmışlar, İsmail efendi traktör alıpta herkes hayretle bakarken Celil Pektaş: “Derviş li Efendi şuna baka bak dediğinde; Derviş Ali Afendi ne dedi?” ve benim önemsediğim “Angara lastiği Hikayesi”ni Necmettin Öksüzün ağzından dinleyeceğiz.

***

Zülfikar ALTUNOK’a, neden “Akıllı bakkal” diyorlar, Kel Ali’nin Fazlıyı borçtan kurtarması, bir tepeyi Zülfikar ile bölüp nehrin önünü kapatması, her insanın kafasında kalamayacak kadar uzun alevi camiasının bir  miti, kısa hikayesini   ve geçmişe dair bir  çok kendi yöresel anısını, “iki sene önce aklım başıma geldi” cümlesi ile sözünü bitiren 96 yaşındaki Akıllı bakkalın kendi ağzından dinleyeceğiz.

Başsağlığı / Elmas Akşahin…

Aldığımız habere göre (Hacının) Hasan AKŞAHİN’in kız kardeşi Elmas Akşahin, geçen akşam 30 Ocak 2012 tarihinde hakka yürümüştür.

Merhumeye Tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

Not: Kardeşi Garip Akşahin’den aldığımız habere göre, Merhumun naaşının bu gün morga konulacak ve yarin Tenci Mahallemizde defin edilecek.

Merhume İmmihan ASLAN’ın Üçü – 29.01.2012

İki gün önce kayıp ettiğimiz merhume İmmihan Aslan’n vefatinin üçüncü günü olması dolaysıyla, bu gün saa 12,00′da Cem Evinde ailesi bir yemek verdi.

Merhumeye Tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

Aydogan Ilhan
aydoganilhan@hotmail.de
29.01.2012 / 21:41 tarihinde gönderilmişKomsumuz immihan aslan`a tanridan rahmet kederli yakinlarina sabir vebassagligi dileriz. mekani cennet olsun,ruhu sadolsun…Aydogan & Fadime ILHAN
Yorum
Yorum


 Hammza Akbaba
Hamza.Akbaba@gmx.de
Gönderilme tarihi 29.01.2012 at 4:21 pmImmihan halamizin Hakka yürümesi bizleri cok derinden üzdü.Tüm Aslan ailesinin basi sagolsun.Kederli cocuklarina ve torunlarina sabirlar dileriz. Hamza Akbaba ve Ailesi
KENAN GÜVERCIN
kenan-guvercin@hotmail.com
Gönderilme tarihi 29.01.2012 at 7:29 pmimmihan ASLANA allahtan rahmet yakInlarina sabir dilerimmm
allah rahmetetsinKENAN NURTEN GÜVERCIN
Hikmet Güler
Facebook.com x
Aytalam@hotmail.de
Gönderilme tarihi 29.01.2012 at 10:01 pmİmmuhan halama tanrıdan rahmet mekanın cennet olsun kıymetli kederli ailesin basları sag olsun .halacim özleyeceğiz

Fatma Açıkgöz

anamızı,atamızı yitirdik sadece aslan ailesinin değil tüm köyün başı sağolsun.köyümüzün anasıydı.allah gani gani rahmet eylesin.toprak sıkmasın ümmühan bacımı.
11 saat önce · Beğen

——————————————————–

hüseyin ülger
rendita.de
rendita@aol.com

30.01.2012 / 13:10 tarihinde gönderilmiş
Ümmühan halamizin ölüm haberi bizleri derinden üzdü. Aslan ailesine ve tüm yakinlarina bassagligi diliyor ve ACILARI ACIMIZ oldugunu bildiriyorum. Ümmühan halamin kabrine YILDIZLAR yagsin, ANILARI hep bizlerle birlikte yasasin…

Mer. İmmihan ASLAN’ın Cnz. Töreni – 28.01.2012

Dün kayıp ettiğimiz merhume İmmihan Aslan’n naaşı, bu gün Malatyadan getirilip Fethiye’de  defin edildi. Merhumeye Tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

Merhumenin defini edilmesinin ardından bu gün Cem Evinde saat:12,00′da ailesi bir yemek verdi.

Not: Videolar toplam üç parça. Birini sitemize ekliyorum. Diğerleri otomatik olarak Facebook’taki profilimizde görülebilir. YUKARIDAKİ RESİM ALBÜMLERİNİN BİRİ AÇILMIYORMUŞ.

Könl’den Ali ALTUNOK’un telefonla araması sonucu fark ettik ve düzelttik.  Lütfen bu gibi durumlardan beni arayın. Telefon yada mail olarak. Derhal gereğini yaparız.


Gönderilme tarihi 28.01.2012 at 9:49 pm

İmmihan Aslan’a Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına baş sağlığı dileriz.

HASAN FİKRİYE ÖZACAR

HÜSEYiN ÖKSÜZ
huseyin.oksuz@hotmail.de
Gönderilme tarihi 27.01.2012 at 6:52 pm

immihan aslan a tanridan rahmet kederli yakinlarina sabir ve bassagligi dileriz.
mekani cennet olsun.

HAYRiYE & HÜSEYiN ÖKSÜZ

HÜSEYiN ÖKSÜZ
huseyin.oksuz@hotmail.de
Gönderilme tarihi 27.01.2012 at 6:49 pm

Pasa Kaya ya tanridan rahmet kederli yakinlarina sabir ve bassagligi dileriz.

HAYRiYE & HÜSEYiN ÖKSÜZ

mehmet ince
mmii44@hotmail.de x
mmii44@hotmail.de
Gönderilme tarihi 27.01.2012 at 4:58 pm

immihan baciya tanridan rahmet kederli yakinlarina bassagligi dilerim (BEKAR): INCE

fatma coşkun
fatmacoskun44@hotmail.com
Gönderilme tarihi 27.01.2012 at 2:09 pm

Bir gün gelir biter bu canda Bir gün gelir Gülen gözlerimiz ağlar bir anda

Sevgili ve saygı değer

mmühan teyzemin vefatı bizlerde büyük üzüntü yarattı ümmühan teyzeme Allahtan rahmet başta çocukları olmak üzere tüm ailesine ve yakınlarına baş sağlığı diliyorum Ruhu şad mekanı cennet olsun.

FABEBOOK

Sat Ilhan bunu.

—————–

Akbabalar Müslüm Akbaba Mekani cennet topragi bol olsun Immihan halamin
Dün, 09:23 · Beğen

——————

Aliseydi Kargin Evet; Gidiyoruz teker teker ama bu böyle ne degistirebilirsin ne de önlem alma olanagimiz var… Immihan baciya cenabi Allahtan rahmet, Ailesine ve yakinlarina bassagligi dileriz…
21 saat önce · Beğen

———————–

‎26.01.2012 günü Hakkin rahmetine kavusan Immihan Aslan halamin anisina, Mekani cennet, topragi bol, Allah rahmet eylesin sanki bir devir kaybolup gidiyor Fethiyede.

——————–

  • Guvercin Ek bunu beğendi.
    • GüvercinMuzik Üretim mekanı cennet olsun…baş sağlığı dileklerimi iletirim..

      Cuma, 15:17 · Beğen
      ——————————————
      • Ulviye Çağlar Ceran allah rahmet etsin mekanı cennet olsun

        Cuma, 11:18 · Beğen
      • Naki Gülay Öksüz NAKI VE GULAY OKSUZ immihan aslana allahtan rahmet kederli aylesine bas sagligi dileriz mekani cennet olsun…..

        20 saat önce · Beğen
      • Karip Akkoyun immihan teyzeye allah rahmet etsin ayle efradina bassagligi diliyorum

        13 saat önce · Beğen

Başsağlığı / Alicanlı Paşa amca.

Aldığımız habere göre Paşa amca 27 Ocak 2012 tarihinde Alican Köyünde hakka yürümüştür.

Merhuma Tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

Not: Rahmetli Paşa amca beldemizdeki birçok komşumuzun akrabasıdır. Haber etmemizin sebebi budur.

Beldemiz için tarihi bir haber: Malatya Büyük Şehir Oluyor…

 

Malatya ili, Büyük Şehir Olmak için gerekli olan limit olan 750,000.’i aşarak Büyük Şehir olabilecek nüfus rakamını 757,000 olarak limiti  aştı.

Bu haberin bizim beldemiz ve belediyemiz için kötü bir haber olması ise büyük şehir olunduğunda bütün belde belediyelerinin kapatılacak olmasıdır.

Malatya’nın coğrafi sınırının Malatya Belediyesi İl Sınırı olması gibi bir sonuçtan da bahsediliyor. Beldeler olduğu gibi bir çok köyde kapatılıp mahalle statüsüne dönüştürülebilir.

Belediye Başkanı Habib YÜCEL dün Malatya Belediye başkan yardımcısı ile görüşmüş. Başkan yardımcısı da bu doğrultuda görüş bildirmiş. Yani 2014 Yerel seçimlerine, beldemiz, mahalle olarak ve mahalle muhtarlığı seçileri yaparak girebilir.

Bu süreç iki yıla kadar ancak tamamlanabilir, diye düşünmekteyiz.

Otobüs seferleri ise bir iki hafta içinde başlayacak. Gecikmesinin sebebi araçlardaki yetersizlikmiş.

Başsağlığı / İmmihan Aslan…

İMMİHAN ASLAN


Aldığımız habere göre İmmihan ASLAN 27 Ocak 2012 tarihinde hakka yürümüştür.

Merhumeye Tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

Not: Rahmetli bir haftadır Malatya Alman Hastahanesinde yatmaktaydı. Merhumun naaşının bu gün morga konulup yarin defin edileceğini eniştesi Turan Aslan’dan öğrendik

Kişinin kendine ettiğini / Mevlana…

Sayın Aliseydi Bey.

Şahsen tanışmadığım kişiler benden küçük te olsalar, Bey diye hitap ederim. Benim tarzım, mizacım bu. Bey kardeşim Aslen Fethiyeli, 1944 Malatya doğumlu, 37 senedir Avusturya’da yaşıyan gurbetçiyim

Bu yazım, 18.01.2012 tarihli yazınıza cevaben, 19.01.2012 günlü cevabımın başlığı ile ilgilidir. Bu başlıkta “ÖLÜRSEM ÖLÜME GELME” İbaresi yoktu. Sen bu başlık altında, benim cevabi yazımı aynen koyduktan sonra, devamla aynı sayfanın altına yanıtını vermişsin.

ÖLÜRSEM ÖLÜME GELME’yi benim yazımın başlığına koymakla bu sözü bana mal ettiğinin farkındamısın.Bu durumdan dolayı, sevenlerimin telefonla aradığını, niye böyle yazdım diye üzülenlerin olduğunu biliyormusun. Bu duruma mahal vermeye, kanımca ne hakkın, ne de yetkin var.

Bir açıklamada daha bulunayım. Tarihe dikkat edin. 06.01.2012 günü taziyemizde bulunanların yanlarında cenazenin kırkı ile, hakkındaki düşüncemi açıkladıktan sonra. 18.01.2012 günkü yazında, MUHTEREMLER diye hitabın benide içine aldığı için cevaplamam gerekti. Bu ilk sebep. İkincisi. YOKSA HİÇ DÜŞÜNMEDEN, ÖYLESİNEMİ KONUŞTUNUZ ?. Varsayalım ki düşüncesizce konuşulmuş bile olsa , Bu soruyu, sorduğunuz kişileri tanıyormusun.

Meğer bana hitaben yazıyorsun. Tarihi ve dini bilgi sahibi olmadığımı nereden biliyor da açıklama yapıyorsun. Buna niye gerek duydun.

Son olarak. Kim ne düşünürse düşünsün, 19.01.2012 günkü yazımın her zaman arkasındayım. Tüm Fethiyelilerin yolu açık olsun diyor, selamlarımı sunuyorum.

22.0102012 Y.Çalışkanoğlu

Merhabalar Yusuf abi.

Sondan başlıyayım! Ölünün ardından yapılan cenaze törenlerinin ayrılmaz parçası haline gelmiş olan “kazma takırtısı” ismi ile yapılan yemek, cenazenin defin sürecine katılmak için uzaktan gelmiş bu insanlara çay kahve ve aç olmaları ve merhumun ruhuna dualar okunmasına vesile oluşturması ve toplu halde anılması bakımından çoğu zaman, nezaket görgü ve misafirperverliğin gereği olarak da (yemek)ikramında bulunulur.

Bu yapılanca(Kazma Takırtısı),iki gün sonra üçüne gerek olmayabilir. Bazen merhumun naaşı, uzaktaki yakınları gelsin diye bekletilirken, merhumun defin günü, üçüncü gününe rastlar. (Defin günü)Yapılan bir yemeğin, hem kazma takırtısı, hemde üçü olarak anlaşılmasında bir mahsur yok.(Kendimi fetva veren mola olmak gibi memnun olmadığım bir hisse kaptırıyorum, böyle konuşunca; fakat bu hem haddimiz hemde maksadımız değil,yalnızca kendimi ve burada itibar görüp uygulanan geleneği ifade etmeye ve savunmaya çalışıyorum)

Henüz acımız harlı iken, 40. günde toplu halde merhumu rahmet ve hayırla anmak cenaze sahiplerinin psikolojik olarak rahatlatmakta. İnsan olarak kendi akıbetimiz hakkında moral bulmak ve ebediyete dek ayrıldığımız canımızı böylesi bir günle anmak, insanın yalnızlık hissinin ve acılara karsı koymaz gücünü artırıcı diye düşünmekteyim.

Senesi, ilk bayramı vb.günlerde de yemek dökmek bir zorunluluk olarak görülmeyebilir; fakat dileyen yapar. Bu günlerde de merhumun kabrini bir deste çiçekle ziyaret etmek ve bu maksatla bir araya gelen yakınlar ile onu rahmet ve hürmetle anmak ta anlamlıdır.

Bu gelenek öldürülürse hayır yapalım diye diye, üç zaman sonra “üçler aşkına” dönüşür, sonra insanlığa hayrın bin bir yolu var denip, yemek yerine hayır yapalım düşüncesi de ölür, diye endişeleniyorum.

Yusuf abi, ben fikrimin arkasındayım diyorsun ya, fikrinize saygım var; fakat fikrinize karşıyım, benim fikrim de budur.

Bilginizi “hafifsediğime yada yok saydığıma” dair ise, bu zannı yazımdan nasıl çıkardığınızı anlayamadım! Benim yazılarımı takip edenler hatırlayacaktır;bir kaç kez: ben köyde doğdum, köyde yaşıyorum, ortaöğretimden ötesini okumadım, benim aklım bana yetmez, dolaysıyla kimseye verecek kadar aklım yok vb. cümleler kurduğumu. Kısacası, ben köyümden dışarı çıkmadım, burada doğdum, burada yaşıyorum, kader bir cilve yapmazsa burada da hayatım sonlanacak ve burada defin edileceğim.

Tanrı herkese olduğu gibi bana da yüz akı ile geçirilecek bir ömür nasip etsin.

Bu paragrafla varmak istediğim nokta: Ben buyum,demektir. El memleket görmüş çağdaş uygarlığın göbeğinde olan ve sizde olup ta bizde olmaması muhtemel olan bilgi ve deneyim sizlerdedir. Keşke azda olsa bir ışık yansıtsaydınız.

Din imandan bahsime gelince insanın düşünce ve inançlarını tarihin büyük simalarına referans göndererek ve onların ışığından feyiz alıp kadim değerleri bu güne uyarlama, değerlendirme gayretinin bir sonucudur. Yani kendimizi (bize göreyi) yansıtmaya çalışmak.

Geçen yıl TUİK(Türkiye İstatistik Kurumu)’nun bir kitapçığı elime geçmişti. Kitapçığın bir bölümü ise Türkiye’de ki, bütün kütüphanelerde bulunan kitap sayısı ile ilgiliydi.Bu kaynakta,Türkiyenin “bütün kütüphanelerindeki” kitap sayısını on iki milyon üç yüz bin civarı bir rakam olarak açıklıyordu.

Başka kaynaklara müracaat ettim ve ulaştığım sonuç beni hayretler içerisinde bıraktı. Amerikanın Kongre Kütüphanesinde(bir tek kütüphane) otuz milyon cilt kitap, basılı eser varmış.

Bundan dolayı, benim bilgim yağmurlar sonucu oluşmuş bir avuçluk su birikintisiyken, kendimi kedimle sınırlamak yerine yüzyılların gerçek miraslarına, deryalara müracaat ederek, onlardan feyiz alarak düşünce ve inançlarımı arz etmeye çalıştım. Çabam yalnızca bu idi.


Birilerini üzmeye hak ve yetkim olup olmamasına gelince…
Maksadımız o değildi. Düşünce inanç ile bunları ifade etme özgürlüğü bir insan hakkıdır… Bunun tartışma götürmediği bilgisi sizinde malumatınızdır, doğal olarak.AİHS ünlü Handyside[1] kararları, uygar dünyanın referansıdır bu hususta.

Dolayısıyla bu benimde referansımdır. Benden farklı düşündünüz yada bu dünya da böyle düşünenler var diye bende üzülüyor sonrada insanlığın yararı, bir kişinin üzüntüsünün önünde gelir diye kendimi teselli ediyor ve demokrat olmanın gereği olarak aykırı ve farklı olanı saygı ile karlıyor ve tahammül ediyorum.

“Tanrı hepimize hayırlı ömürler versin; fakat hayır, hayır yapalım diyerek bu geleneğin de canına kıyarsanız: “ölürsem ölüme gelmeyin.” sözümle sizi de kast etiğimi söylüyorsunuz. Evet bu geleneği öldürmek isteyenleri, dolayısıyla sizi de kast ettim.

“Ölürsem Ölüme Gelme” ibaresini iki maksatla söyledim. Biri bu sözün, bu geleneğin toplumsal dimağımızdaki ağırlığını belirtmek.Diğeri ise, sizin gibi hayırseverler başarılı olursa(Allah korusun),bu günkü çapta törenselleşmiş cenaze defin süreci ve bunlara yapılan ikramlar, ortadan kalkacağı için; “ölürsem ölüme gelme” adeti anlamsızlaştığından, ölüme de “gelemeyeceksiniz, doğal olarak.”

Yani,benden farklı düşüneni ölüm törenimde dahi istememek değil, bu zihniyet toplumun çoğunluğuna sirayet ederse, böyle bir iştirakin gerçekleşemeyeceğinin öngörüsünün de arzıdır.

Bir önceki yazımızda da değindiğimiz gibi, atamız bizler parmak kadar çocukken pipinin ucundan acık kestirecek diye bunun için yaptığı düğüne binler, on binler harcıyorken, bizim düğünümüze, mezuniyetimize, yaş günümüze, noel, bayram, yurt içi ve yurt dışı gezilerimize, bindiğimiz arabaya, ikamet ettiğimiz evimize… kesenin ağzını açıyorken düşünmüyor; her ailenin çınarı sayılan o kanımız, canımız atamızı ebedi istirahatğahına uğurlarken, bütün bunların anısına saygı icabı, iyi bir LAP TOP fiyatına denk bir bedelle, bizlere onca emeği geçmiş, bizlerle onca iyi kötü hatıra bırakmış, bizimle gülmüş, bizimle ağlamış, en tatlı yiyeceklere, en güzel eşlere, dostlara, eşyalara bizim sahip olmamızı istemiş, bizim başımızla başı ağrımış, bizim yaramızla yaralanmış, bizimkiyle yarası sağalmış, bebekken ağrıyan başımız, karnımız ve ikbalimiz için biz uyurken başımızda nice uykusuz geceler geçirmiş… bir insanın anısına,harcayacağımız üç beş kuruşun bir bakıma hesabını yapıyoruz.

“Baba evladına bir dağ bahsetmişte, evladı babasına bir cingil üzümü vermemiş,” misali, bize de bilmem şu kadar serveti kalmasına rağmen,bir bakıma onun kazancının bir zerresini ona harcamaktan imtina ederiz…

Bu benim geleneğime uymuyor, bu benim ahlakıma sığmıyor ve bu benim vicdanımı sızlatıyor ve içime sinmiyor. Elem duyuyorum…

İnsanlığa hizmetin bin bir yolu var. Bana göre (insanlığa hizmet ve en büyük hayırların başında gelen) her insanın yaptığı işi layıkıyla, insani bir sorumlulukla yapmasıdır.

Bariz bir örnek vermek gerekirse:pilot hata yaparsa, uçak düşer bilmem şu kadar insan ölür.Pilotun insanlığa hizmeti başta sorumluluğunu almış olduğu işi layıkıyla yapmaktır. Bu sorumluluğunda
lakayt olurda uçağı düşürürse ve vasiyetinde de  kazadan dolayı
sigortanın ödeyeceği meblağı, iş yerinin ödeyeceği iş
akdinden doğan tazminatlarının ve bütün servetinin tümünü Afrika’da ki açlara bağışlamış olsa dahi, bu pek hayırlı bir “hayır”değildir.

İnsan hayatıdır en büyük değer ve bir tek insanın hayatı bir cihanın servetinden daha kıymetlidir.

Ölüye hiç bir yemek ve hiçbir kurban bir yarar sağlamaz, dine inanıyorsa ölmeden önce, yaşarken onun kendini hakkın iradesine teslimiyet derecesi ve tanrısal adalet ve
lütuf cennet yada cehenneme biletini keser.

İnançlı değilse onun yaşarken kendisine, insanlığa, doğaya hizmeti ve onunla kurduğu ilişki, toplum tarafından hayırla yada nefretle anılmasına vesile olur.

Kanımızca hayır ve insanlığa hizmet, hem bir otomobil ustasının arızayı layıkıyla onarması, bir tek vidayı dahi ihmal etmeden sıkması, hem de insanlığa hizmet eden kurum ve kişilerle ilişkide olması, bu alanlarda da mücadele içinde olması ve aynı zamanda ise kendisi ve ailesinin sorumluluğunu, insanlığa sorumlulukla eş tutmasıdır.

Kendisine, ailesine… insanlığa sorumlu bir insan olarak bunca hizmet vermiş bu (her) insan gün gelir de ebedi istirahatğahına uğurlanırken bu hizmetlerinden ve (yalnızca)insan olduğundan dolayı törenle, saygıyla uğurlanmalı ve anılmalı…

Muradımız budur; konunun ezoterik manası lafı uzatır. Kutsal emir: “her can ölümü tadacaktır; dönüşünüz bana olacaktır,” şeklindedir.

Bu can da ölümü tattığında, beldemizdekine benzer törenle defin edilmek ve hiç değilse iki defada toplu olarak anılmak ve beni anmaya gelmiş olanlara da bir ikramda bulunulsun (bütün insanlar için de) ister. Başka, “o” türlüsüne gönlü razı olmaz…

Yani ben kendime diğer insanlara
(bu gün burada) yapılan, edilen ve edilmesi gerektiğine inandığımın yapılmasını ister ve yakıştırırım…

a.s.

26.01.2012

Kişinin kendine ettiğini

Kendi kendine

Kişinin kendine ettiğini

Edemez kişiye hiçbir fani

Bu hırsı, ne kıskanç kini, ne şarap

Ne de haşhaş edemez..

Kişinin kendine ettiğini tayfun, boran

Dağ, taş edemez.

Kişinin kendine ettiğini

Edemez Kişiye hiçbir fani

tutmazsa gerçek dost elini

kendi kendiyle baş edemez.

Kişinin kendine ettiğini

Sarhoş edemez, ayyaş edemez

Mezar soyan nebbaş edemez…

Mevlana


[1] AİHM, AİHS’nin 10. maddesine dair yerleşik içtihatlarında bulunan ve özelikle (Handyside-İngiltere kararı (7 Aralık 1976, seri: A no: 24), ve Fressoz ve Roire-Fransa no: 29183/95, § 45, AİHM 1999-I) kararlarında belirtilen temel prensipleri hatırlatmaktadır: İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve her bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil etmektedir. 10. maddenin 2. paragrafı uyarınca, bu kabul gören, zararsız veya kayıtsızlık içeren “bilgiler” ve “fikirler” için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir.

Hava durumu…

Bu günkü kar 2011 ve 2012 yılının en çok yapan karı oldu. Akşam hala yağıyor. Fethiyenin meşhur bir içeceği var mı diye düşündüm.  Bulamadım.. Sonununda ben uydrdum ve “Fethiyenin Meşhur Çayı” başlıklı 13 saniyelik yavaş çekimli bir video ekledim.

Artık Fethiye’nin de bir meşhuru var.

Adını Kara yazdım…

Ocak ayının 11,12,13. günleri kuru ayaz ve fırtına eksi on derecelerde her yeri dondurdu. Cumartesi akşamı başladı aralıklı olarak, pazar ve pazartesi günü saat ona kadar kar yağdı. Dört parmak yüksekliğe ancak ulaştı. Fakat bu kışın, bu zamana kadarki  en çok yağan karı bu idi.

Bizde kayak oynayamadık ama;”kara  slogan” yazdık.

Ülkemizde, demokratik zihniyetin kaderi “Kara Yazı” manasında, “Kara Yazılı”dır. Bende kar beyaz kara, Demokrasimizin Kaderini, Kara Yadım: “Önce Demokrasi.”

Resimde de görüldüğü gibi her karbeyazın kaderi: “Kar Beyaz” değil, “karada” olabilmektedir. Gün kendinin gösterince karbeyaz kar eriyip karaya karışacak, demokrasimiz gibi bir görülüp bir kaybolacak.

Demek ki ne kara yazmalı,  ne dağlara taşlara; gönüllere yazmak yetmeli, bir yolda durmadan yürüyebilmek için.

Karbeyazın kaderini değiştiren sıcaklık, güneş, karada buharlaşma yaratıp göge yükseltip, tekrar kar yağdıracak buluta, çeviren güç yine güneş, sıcaklık olacaktır.

İnsan iradesi de kar beyaz kaderi, karaya karıştırıp kaderini değiştirecek ve ondan tekrar yeni bir “Kar Beyaz kader” yaratacak güçtür.

Yeter ki azim, çalıma ve yılmaz bir irade olsun…

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 866 other followers